I- GİRİŞ

Yeminli Mali Müşavirlik mesleği 13 Haziran 1989 yılında yürürlüğe giren Serbest Muhasebecilik Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ile yasal bir statüye kavuşmuştur. O günden bu yana gerek, YMM sayısı gerek YMM’lerin iş alanları giderek genişlemiştir. Bu yazının kaleme alındığı tarihte ülkemizde, değişik illerdeki YMM odalarına kayıtlı 1844’ü serbest çalışan 1629’u bir işyerine bağlı olarak çalışan toplam 3473 YMM mevcuttu.

YMM’lik mesleğinin ihdas edilmesinin amacı, işletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak ve ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. Mesleğin ihdas edilmesinin amacından anlaşılacağı üzere, YMM’lik mesleği üzerinde önemle durulması gereken yarı kamusal nitelik taşıyan bir meslektir. Dolayısıyla sözkonusu mesleğin mensupları sıradan kişiler olamazlar. Meslek mensupları mesleki açıdan gerekli bilgiye, görgüye ve etik değerlere sahip entelektüel kişiler olmak zorundadırlar. Zira meslek mensuplarına verilen sorumluluk ve yetkiler çok geniş kapsamlıdır.

Durum bu olmasına rağmen mesleğe girişte gereken titizlik gösterilmemektedir. 3568 sayılı kanunla vergi ve muhasebe mesleğiyle, doğrudan ilişkili olmayan bazı kesimlere sınavsız ruhsat verilmekte, üniversite mezunu olmayanlar mesleğe alınmaktadır. Mesleki standartların dejenere edilmesi, mesleğin, kamuoyundaki saygınlığını ve güvenirliliğini olumsuz yönde etkilemektedir.[1] Ancak YMM odalarıyla yaptığımız görüşmelerde üniversite mezunu olmayan YMM bulunmadığı belirtilmiştir. Yazarın üniversite mezunu olmayanların mesleğe alınmış olduğu bilgisine nereden sahip olduğu konusunda bizim de herhangi bir bilgimiz yok. Ama bu iddialı yargıyı okuyucularımızla paylaşma gereği duyduk.

Bizim bu çalışmamızdaki birinci amacımız YMM’lik mesleğine ilişkin bazı idari düzenlemelerin yapılmasının önerilmesidir. Diğer amacımız ise, mesleğin layık olduğu saygınlık ve standartlara kavuşması için yapılması gerekenler konusunda bir tartışma başlatmaktır. Bu nedenle gerek üstad ve arkadaşlarımız gerek bu meslekle ilgili diğer kişilerin değerli katkılarını ve eleştirilerini bekliyoruz.

Biz bu makalemizde öncelikle, YMM’lik Mesleğini kısaca açıklamaya çalışacağız. Bu bölümde YMM olabilmenin şartlarını, mesleğin konusunu ve mesleğin niteliğini anlatacağız. Daha sonra, YMM’lik mesleğine yönelik eleştirilere değineceğiz. Makalemizin bir sonraki bölümünü ise yapılması gerektiğini düşündüğümüz yasal ve idari düzenlemelere ayıracağız ve bu bölümde çözüm önerilerimizi sıralayacağız.


II- YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK MESLEĞİ

A- Yeminli Mali Müşavir Olabilmenin Şartları

1- Genel Şartlar

 

YMM olmanın genel şartları 3568 sayılı yasanın üçüncü maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunlar;

  • T.C. vatandaşı olmak,
  • Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmak,
  • Kamu haklarından mahrum bulunmamak,
  • Taksirli suçlar hariç olmak üzere; affa uğramış olsalar dahi ağır hapis veya 5 yıldan fazla hapis yahut zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile irtimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçlarından dolayı hüküm giymiş bulunmamak
  • Ceza veya disiplin soruşturması sonucunda memuriyetten çıkarılmış olmamak,
  • Mesleki şeref ve haysiyetine uymayan durumları bulunmamaktır.

2- Özel Şartlar

 

YMM olabilmenin özel şartları 3568 sayılı yasanın 10’uncu maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunlar;

  • En az 10 yıl serbest muhasebeci mali müşavirlik yapmış olmak,
  • Yeminli mali müşavirlik sınavını vermiş olmak,
  • Yeminli mali müşavir ruhsatını almış olmaktır.

Şu kadar ki, kanunları uyarınca vergi inceleme yetkisi almış olanların, bu yetkiyi aldıkları tarihten itibaren kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri ile hukuk, iktisat, maliye, işletme, muhasebe, bankacılık, kamu yönetimi ve siyasal bilimler dallarında öğretim üyeliği veya görevliliği yapmış olanların bu hizmetlerinde geçen süreleri serbest muhasebeci mali müşavirlikte geçmiş süre olarak kabul edilir.

Kanunları uyarınca vergi inceleme yetkisi almış ve mesleki yeterlilik sınavını vermiş olanlar ile yukarıda sayılan konularda profesörlük ünvanı almış bulunanlar için sınav şartı aranmaz.

B- Yeminli Mali Müşavirlik Mesleğinin Konusu

 

Mesleğin konusu 3568 sayılı yasanın 2’nci maddesinde sayılmıştır. Bunlar;

  • Muhasebe sistemlerini kurmak, geliştirmek, işletmecilik finans, mali mevzuat ve bunların uygulamaları ile ilgili işlerini düzenlemek veya bu konularda müşavirlik yapmak,
  • Yukarıdaki bentte yazılı konularda, belgelerine dayanılarak, inceleme, tahlil, denetim yapmak, mali tablo ve beyannamelerde ilgili konularda yazılı görüş vermek, rapor vb. düzenlemek, tahkim, bilirkişilik vb. işleri yapmak,
  • 3568 sayılı Kanun’un 12’nci maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı’nca çıkarılan 02.01.1990 gün ve 20390 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan, YMM’lerin tasdik edecekleri belgeler, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usuller ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğe göre tasdik işlemi yapmaktır.

Sözkonusu, yönetmelik ve ilgili diğer mevzuat göz önüne alındığında YMM’ler temel olarak 3 faaliyette bulunacaklardır. Bunlar Uygunluk Denetimi, Danışmanlık ve Tasdik İşlemidir.[2] Biz konumuz gereğince tasdik işlemine, tasdikin amacına, niteliğine ve tasdik sözleşmesine kısaca değineceğiz. Sözkonusu yönetmeliğe göre tasdik, tasdikin amacı ve niteliği aşağıdaki gibidir.

1-      Tasdik

 

Tasdik, gerçek veya tüzel kişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin yeminli mali müşavirlerce denetleme ilke ve standartlarına göre uygunluk yönünden incelenmesi, bu inceleme sonuçlarına dayanılarak tasdik kapsamına giren konuların ve belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının imza ve mühür kullanmak suretiyle tesbiti ve rapora bağlanmasıdır.

2-      Tasdikin Amacı :

 

Tasdikin amacı;

  • Gerçek veya tüzel kişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin hesap ve kayıtlarının sonuçlarını gösteren mali tablolarının yanıltıcı olmayacak biçimde eksiksiz ve gerçeğe uygun şekilde düzenlenmesini sağlayarak kamunun istifadesine sunmak,
  • Gerçek veya tüzel kişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin ilgili mevzuat yönünden olan taleplerin karşılanmasında çabukluğu sağlayarak hak ve yararlarını korumak,
  • Vergi idaresi ve mükellef ilişkilerinde güveni hakim kılmaktır.

3-      Tasdik Talebinin Niteliği

 

Gerçek ve tüzel kişiler veya bunların teşebbüs ve işletmeleri tasdik işleri nedeniyle yeminli mali müşavirin ücret faktöründen ziyade tasdik amacını gerçekleştirecek uzmanlık ve deneyimini esas alarak seçimini yapar.

Yeminli mali müşavirler de üstlenecekleri tasdik işleminin kendilerine getirebileceği riski tespit etmek; tasdik kapsam ve programını belirlemek amacıyla gerekli araştırmalar yapmak zorundadırlar. Görevi üstlenecek yeminli mali müşavir, daha önce tasdik talebini karşılayan ve karşılamakta olan meslek mensubundan görüşme yapmak suretiyle bilgi toplayabilir.

4-      Tasdik Talebi ve Sözleşmesi

 

Tasdik kapsamına giren mali tablolar ve beyannameler ile diğer belgelerin YMM tarafından denetlenmesi ve tasdiki ilgili işletmenin talebi üzerine yapılır. Bu talep üzerine YMM ile ilgili arasında bir tasdik sözleşmesi düzenlenir. Sözkonusu sözleşme yazılı gerekçe gösterilmek üzere her zaman feshedilebilir.

C- Yeminli Mali Müşavirlik Mesleğinin Niteliği

 

Anayasa Mahkemesi 12.11.1987 tarih ve E.1986/5, K.1987/7 sayılı kararında, Yeminli Mali Müşavirlerin yaptıkları tasdik işleminin “kamu hizmeti” niteliğinde olduğuna ve YMM’lerin “kamu görevlisi” sayılmaları gerektiğine karar vermiştir.

Sözkonusu kararı gerekçeleriyle birlikte aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz.

Yeminli mali müşavirler muhasebe, işletme, finans ve mali mevzuat konularında gerçek ve tüzel kişilere müşavirlik hizmeti verecekleri gibi, mükelleflerin vergi tarhına esas teşkil edecek mali tablolarını ve beyannamelerini, ilgili mali mevzuat, cari muhasebe prensipleri ve denetim standartları yönünden tasdik etmek, yani gelir ve gider kayıtlarının doğruluğunu ve mali mevzuat hükümlerine uygun işlendiğini, dolayısıyla beyan edilen vergi matrahının gerçek olduğunu onaylamak görev ve yetkisine sahip olacaklardır. Böyle bir düzenleme Maliye Bakanlığı’nın mevcut vergi denetim personelinin sahip olduğu görev ve yetkinin, yeminli mali müşavirlere de tanınması demektir. Gerçi yeminli mali müşavirlerin bu görev ve yetki ile donatılmaları, kamu idaresine tanınan teftiş ve inceleme yetkisinin kullanılmasına engel teşkil etmeyecekse de, yeminli mali müşavirler tarafından yapılacak bir tasdik işlemi, Bakanlıkça lüzum görülmedikçe Bakanlığın yetkili elemanlarınca incelenmiş belge niteliğine sahip olacaktır. Bu nedenle yeminli mali müşavirlerce yapılacak tasdik işlemi “kamu hizmeti” niteliğindedir.

Görülen hizmetin, kamu hizmeti niteliğinde olduğu belirlendikten sonra, yeminli mali müşavirlerin “memur” veya “kamu görevlisi” şeklinde bir kamu hizmetlisi olup olmadıklarını araştırmak gerekecektir. Yeminli mali müşavirlerin “memur” olmadıklarında şüphe yoktur. Çünkü bu kimseler, idarenin daimi ve sabit kamu hizmetleri kadrosunda yer almış ve bürokratik hiyerarşi içinde bulunan devletten maaş alan elemanlar değildir. Aksine, müşavirlik yaptığı gerçek ve tüzelkişilerle özel hukuk hükümlerine göre sözleşme yapmış ve ücretle çalışan serbest meslek sahibidirler. Ancak kendilerine, niteliğini yukarıda açıkladığımız tasdik yetkisi verilmiş olması nedeniyle bir kamu yetkilisi kullandıkları ve yaptıkları hizmetin de bir kamu hizmeti olduğu açıktır. Öte yandan devlet ve yeminli mali müşavir arasındaki ilişki bir kamu hukuk ilişkisidir. Çünkü kendilerine görev verilmesi, özel hukuk sözleşmesi ile değil bir kanunla olmaktadır. Dolayısıyla yeminli mali müşavirleri sahip oldukları tasdik yetkisi nedeniyle, bir “kamu görevlisi” saymak gerekir.

Ancak sözkonusu Anayasa mahkemesi kararına rağmen, Sayıştay Genel Kurulu 12.04.2001 tarih ve 49811 sayılı kararında 832 sayılı Sayıştay Kanunu’nda ve 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ve diğer Kanunlarda YMM’lerin Sayıştaya karşı sorumlu olduklarına ilişkin bir düzenleme olmadığından ve YMM’lerin kamu görevlisi sayılmadıklarından hareketle YMM’lerin Sayıştay’a karşı sorumlu olmadıklarına karar vermiştir.

 

III- YMM’LİK MESLEĞİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLER

A-    YMM’lerin Mükellefle İlişkilerine Yönelik Eleştiriler

 

Daha önce de değinildiği gibi bir tasdik işlemi yapılabilmesi için öncelikle tasdiki yaptıracak olanın bir tasdik talebinde bulunması gerekir. Bu tasdik talebinden sonra tasdiki yapacak olan YMM ile bir sözleşme imzalanır. Bu sözleşmeye tasdikin amacı, kapsamı, türü, alınıcak ücret vb. hususlar yazılır. Sözkonusu sözleşme istenildiği anda taraflarca fesh edilebilir. Ayrıca sözleşmede yazılı ücreti, tasdik talebinde bulunan ödeyecektir.

İşte bu noktada maalesef piyasada oluşan bazı nazik hususlar karşımıza çıkmaktadır. Tasdik işlemine ihtiyaç duyan mükellef, kendisine gerekli tasdiki yapacak ve uygun bir ücrete çalışacak bir YMM aramaya başlamaktadır. Örneğin KDV iadesi talebi için tasdike ihtiyaç duyan mükellef bir YMM de iki şeye bakacaktır.

  • YMM’in düşük ücretle çalışması
  • Alacağı KDV iadesinin olabildiğince yüksek olması.

Elbetteki bu iki şart piyasa mekanizması içinde istenebilecek normal şartlardır. Zira girişimci kar maksimizasyonu amacındadır. Tasdik işlemine emeğiyle katılan YMM ise emek karşılığı alacağı ücreti maksimize etmek isteyecektir. Bu iki piyasa oyuncusunun bu şekilde bir noktada uzlaşmaları ve anlaşma sonucu kazançlarını maksimize etmeleri kapitalist sistemin özüne son derece uygundur. Ancak burada piyasanın bir oyuncusu unutulmuştur. O da KDV’ni iade edecek olan Devlettir. Devletin de bu oyundaki amacı, yasal mevzuata uygun olarak iade edilmesi gereken KDV tutarı kadar KDV’ni iade etmektir. Olması gerekenden fazla KDV iadesi verilmesi durumunda Devlet bu oyunda zarar eden oyuncu olacaktır.

Tasdik sözleşmesi, YMM ile mükellef arasında yapılmaktadır. Burada Devletin bir müdahalesi yoktur. Bu durumda mükellef ile YMM arasında

  • Yüksek ücretle çalışma
  • Mükellefin alacağı KDV iadesi için yapılacak karşıt incelemelerde bazı noktaları YMM’ in hoş görmesi sonucu iade tutarının olduğundan yüksek belirlenmesi

Şartlarıyla her iki tarafa da kazanç sağlayacak bir sözleşme yapılabilir. Ancak bu şartların bütün YMM’leri kapsamadığını, burada yalnızca art niyetli küçük bir grubu kastettiğimizi belirtelim. Elbetteki böyle bir sözleşme ile Devlet zarar edecektir.

Verdiğimiz örneğin YMM’lerin tümü için değil ancak piyasadaki küçük bir grup için geçerli olduğunu biliyoruz. Ancak piyasada çok sayıda YMM bulunmaktadır. Yukarıdaki şartlara (KDV iadesini olduğundan yüksek gösterme) YMM uymak istemediğinde mükellef rahatlıkla YMM’yi başka bir YMM ile çalışacağını belirterek tehdit edebilir. Bu nedenden ötürü de YMM’ ler bazen mükelleflerin bazı yasal olmayan isteklerine boyun eğmek zorunda kalabilmektedirler.

Öte yandan mükelleflerle YMM ler çok uzun yıllar bir arada çalışabilmektedirler. Bu da mükellefle YMM arasında manevi bir bağın oluşmasına ve YMM’lerin mükelleflerin bazı işlemlerine karşı daha hoşgörülü olabilmelerine yol açmaktadır.

B-    Bazı YMM’lerin İşyükünün Çok Fazla Olması

 

Bazı YMM’ler 50-100 hatta 200’e varan mükellefin tasdik işlemlerini yapmaktadırlar. Bir işletmenin bir yıl boyunca yapacağı işlemlerin çokluğu ve mevzuatın karışıklığı göz önüne alındığında bir YMM’in kaç ara elemanı kullanırsa kullansın 50-100 şirketin hesap ve işlemlerini verimli, sağlıklı ve etkin bir şekilde inceleyemeyeceği tabiidir.

Bu nedenle, iş yükü çok olan YMM’ler çoğu kere vasıfsız üniversite veya lise mezunu gençleri kullanarak inceleme yapmakta ve rapor düzenlemektedirler. Oysa YMM’lik mesleği sorumluluk alanı geniş olan ve sadece özel bazı nitelikleri haiz olan kişiler tarafından yürütülebilecek bir meslektir. Sonuç olarak iş yükü fazla olan YMM’lerin mesleğin gerektirdiği özen ve dikkati gösteremeyecekleri ve bu nedenden ötürü düzenledikleri raporların da güvenilir, sağlıklı raporlar olamayacağını düşünmekteyiz.

C- Yeminli Mali Müşavirlerin Bilgi Düzeyine Yönelik Eleştiriler

 

Daha önce de değinildiği gibi Yeminli Mali Müşavirlerin bir kısmı YMM’lik ruhsatını sınavla alırken bir kısmı belli bir süre sonunda re’sen YMM’lik ruhsatı alırlar. Bir kişi YMM olduktan sonra bu kişinin bilgi düzeyi ve mesleki yeterliliği ölçülmemektedir.

Bilindiği üzere ülkemizde vergi yasaları ve ilgili mevzuat çok sık değişmektedir. YMM’lerin ve vergicilik ile ilgili diğer kişilerin mevzuatı izlemeleri tamamen kendi ıttılalarındandır. Diğer bir deyişle bir kişi dilerse mevzuatı takip ederek bilgi düzeyini güncelleştirirken bir diğer kişi mevzuatı takip etmeyebilmektedir. Hatta piyasada çok az sayıda olmakla beraber mührünü kiraya veren YMM’ler dahi bulunmaktadır.

Bilgi düzeyi ve mesleki yeterlilik açısından YMM’ler arasında herhangi bir ayırım yapılmamakta olup her YMM mesleki yeterlilik kapasitesi yönünden eşit kabul edilmektedir. Oysa ekonomimiz giderek gelişmekte, işletmeler boyutlarını büyütmekte, küreselleşmeyle birlikte yurtdışı ile yapılan işlemler artmakta, işletme faaliyetleri karmaşıklaşmakta ve vergi-muhasebe mevzuatı değişmektedir. Buna rağmen YMM’lerin bu gelişmelere parelel olarak mesleki yeterliliklerinin artırılmasına yönelik bir çalışma mevcut değildir. Mevcut olan konferans, bilgi verme, panel vb. toplantılar mesleki yeterlilik düzeyinin gelişmesi için yeterli değildir.

Burada çalışma yapmamasından yakındığımız kurumlar, ilgili odalar ve meslek kuruluşları ile Maliye Bakanlığı’dır. Mesleki yeterliliğin artırılmasına yönelik bir çalışma yapılmadığından da YMM’ler meydana gelen gelişmelere kendi çabalarıyla uyum sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu çabaların maalesef yetersiz kaldığını YMM’ler ile olan temaslarımız sırasında görmekteyiz.

D- YMM’lerin Gerektiği Kadar Temsil Yetkisine Sahip Olamamaları

Mükellefler sadece uzlaşma görüşmelerine 3568 sayılı Kanuna göre kurulan meslek odalarından bir temsilci ile katılabilmektedir. (VUK Ek Madde 1) YMM’ler mükellefleri vergi incelemesi yapılan birimler ile vergi mahkemesi ve Danıştay gibi mükellef açısından hayati öneme sahip kurumlarda temsil etme yetkisine sahip değildirler.

Oysa avukatlar içerisinde vergi konusunda uzman çok az kişi vardır. Avukatlar vergi davalarına ya YMM’lerin hazırladıkları dilekçelerle veya notlarla girmektedirler.[3] Mükellefin haklarının savunulması açısından YMM’lerin vergi incelemesi yapılan birimler ile vergi mahkemesi ve Danıştay gibi kurumlarda gerekli temsil yetkisine sahip olmaması meslek mensubunun etkinliğini mükellefin haklarını savunma noktasında azaltmaktadır.

IV- ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

A- Maliye Bakanlığı’nın Düzenleyici Bir Rol Alması

 

Yeminli mali müşavirlerin tasdik edecekleri belgeler, tasdik konuları ile tasdike ilişkin usul ve esaslar; gerçek ve tüzel kişilerin mükellefiyet şekilleri, iş kolları ve ciroları, döviz kazandırıcı işlemleri, ithalat ve ihracatları, yatırımın miktarı ve nevileri ile belgelerin ibraz edileceği mercileri belirleme yetkisi Maliye Bakanlığı’na verilmiştir. Maliye Bakanlığı’na verilen yetki son derece geniştir. Maliye Bakanlığı bu yetkiyi çıkardığı tebliğ ve yönetmelikler aracılığıyla kullanmaktadır.

Bu yönetmelik ve tebliğler Gelirler Genel Müdürlüğü’ nün yaptığı çalışmalar neticesinde çıkarılmaktadır. Kanun koyucu Maliye Bakanlığı’na geniş çaplı bir düzenleme yetkisi vermiş olmasına rağmen Maliye Bakanlığı içerisinde YMM’lik mesleğinin yerine getirilmesi ile doğrudan ilgilenen düzenleyici bir birim mevcut değildir. Sadece Gelirler Genel Müdürlüğü bünyesinde YMM’lerle ilgili “Muhasebe, Mali Müşavirlik ve Vergi Konseyi Şube Müdürlüğü” adında bir şube müdürlüğü mevcuttur. Bu birim de daha çok YMM mal bildirimi beyanlarının toplanması, YMM’lerle ilgili tebliğleri yayınlamak, TÜRMOB tarafından YMM’lere verilen cezalara YMM’ler tarafından yapılan itirazların değerlendirilmesi gibi teknik konularla ilgilenmektedir. Sözkonusu şubenin meslek üzerinde düzenleyici bir etkisi yoktur.

Öte yandan Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 13’üncü maddesinin m bendine göre 3568 sayılı Kanun’un uygulanmasına ilişkin çalışmalar yapmak “Denetim ve Uyum Yönetimi Dairesi Başkanlığı’nın” görevleri arasında sayılmıştır. Ancak bu birim aracılığıyla Gelir İdaresi Başkanlığı’nın YMM’ler üzerinde etkili bir düzenleyici kurum olmak gibi bir görevi ve yetkisi yoktur.

 

1- Maliye Bakanlığı Bünyesinde YMM’lik Mesleği İle İlgili Düzenleyici Bir Birim Oluşturulması

 

Öncelikle Maliye Bakanlığı bünyesinde YMM’ lik mesleğinin ifası ile ilgilenecek ve düzenleyici rol alacak bir birim kurulması gerekmektedir. Bu birimin başta gelen görevi ise YMM’lik hizmetine gereksinim duyanlarla YMM’leri bir araya getirmek olmalıdır.

Söz konusu birim Gelir İdaresi Başkanlığı’ na bağlı olan bir Daire Başkanlığına bağlı olarak çalışabilir. Bu birimde 3 büyük ilin YMM odaları başkanları ile TÜRMOB başkanı ve Devlet temsilcileri bulunmalıdır. Daire başkanına bağlı bu birim “YMM’lik, Tasdik Hizmetlerini Düzenleme Kurulu” olarak adlandırılabilinir. Bu birimin başta gelen görevi YMM’lere verilecek işleri, bir havuz sistemi oluşturarak işi yapabilme yeterliliklerine göre dağıtmak olacaktır.

2- YMM’lere İşlerin Havuzdan Verilmesi

 

Havuz sisteminin işleyişi kısaca şu şekilde olacaktır:

YMM’lik tasdik hizmeti talep eden mükellefler bir talep formuyla Maliye Bakanlığı bünyesinde yer alan YMM’lik, Tasdik Hizmetlerini Düzenleme Kurulu’na başvuracaklardır. Talep formunda tasdik yaptırmak isteyen mükellefin, yaptırmak istediği tasdik işlemi ( Tam tasdik, KDV iadesi, yatırım indirim vb.), şirketin cirosu, şirketin bağlı bulunduğu sektör, tasdik edilecek yaklaşık tutar vb. bilgiler yazılacaktır.

Talep formu alındıktan sonra talebi uygun bulunanlar sisteme giriş parası adı altında bir ödeme yapacaklardır. Bu tutar yapılacak tasdik işlemi, şirketin cirosu, sektör vb. kriterlere göre belirlenecek bir tutar olacaktır. Ancak havuza ödenecek tutar YMM ücret tarifesinde belirtilen asgari tutarın altında olamayacaktır.

Bu noktada devreye “YMM’lik Tasdik Hizmetlerini Düzenleme Kurulu “ girecek ve havuzdaki işleri mesleki açıdan yeterli olan YMM’lere kurayla dağıtacaktır. Hizmeti ifa eden YMM, hizmeti sunduğu şirketten değil Maliye Bakanlığı’nın ilgili biriminden hizmetinin karşılığı olan ücreti alacaktır.

Böylece YMM şirket sahibinden menfaat elde etmemiş olacak ve işler, havuzdan verildiğinden mükellef işini yasal olmayan yollardan halledebilecek YMM aramayacaktır. Ayrıca mükellef YMM’lere kendisine uygun tasdikin yapılması için baskı yapamayacaktır. Öte yandan iş kurayla her yıl yeniden havuzdan dağıtıldığından, YMM’ler uzun süre aynı şirkette çalışmayacaklar ve bu nedenle mükellefle YMM arasında meslek dışı ilişki fazla gelişmeyecektir. Bu da bazı suistimallerin azalmasına yol açacaktır.

B- YMM’lerin Bilgi Düzeylerinin Artırılması

 

Daha öncede değinildiği gibi YMM’ler, YMM olduktan sonra herhangi bir eğitimden geçmemektedirler. Ayrıca ülkemizde vergi mevzuatı çok sık değişmektedir. Bu duruma önlem olarak iki şey önerilebilir:

  • YMM’ler YMM olduktan sonra her 2 yılda bir sınava tabi tutulabilirler. Bu sınavı Maliye Bakanlığı ÖSYM aracılığıyla yapabilir veya sınavı yine Türkiye Serbest muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli mali Müşavirler Odaları Birliği TÜRMOB yapabilir.
  • Maliye Bakanlığı’nın vergi konusunda uzman birimleriyle TÜRMOB ve YMM odaları gibi meslek kuruluşları tarafından her yıl katılımın zorunlu olduğu seminer ve konferanslar düzenlenebilir. Bu konferanslara katılmayan ve konferanslara katılma bedeli ödemeyen YMM’lere ruhsatın geri alınması dahil çeşitli yaptırımlar uygulanabilir.

+

C- YMM’lerin Mükellefi Temsil Yetkisinin Genişletilmesi

Mükellefin haklarının savunulması açısından YMM’lerin vergi incelemesi yapılan birimler ile vergi mahkemesi ve Danıştay gibi kurumlarda gerekli temsil yetkisine sahip hale getirilmesi meslek mensubunun etkinliğini mükellefin haklarını savunma noktasında artıracaktır. Böylece inceleme veya mahkeme sırasında mükellef anlaşacağı bir YMM ile de kendisini savunabilecektir. Bu durum YMM ile çalışmak isteyen mükellefin kendisini daha rahat hissetmesini sağlayacaktır. Ayrıca avukatların da YMM’ler tarafından hazırlanan dilekçelerle davaya girmeleri sonucunda mükellefin haklarının savunulmasının uğradığı zaafiyet de YMM’lerin mahkemelerde temsil hakkına kavuşmasıyla ortadan kalkmış olacaktır.

D- YMM’lere Uygulanacak Yaptırımlar

1-YMM’lik Yapma İzninin Geçici veya Sürekli Olarak Kaldırılması

 

Havuzdan ücret ve iş alarak tasdik yapan YMM’lerin yaptıkları işlemleri sadece Hesap Uzmanları ve Maliye Müfettişleri inceleyebilmelidir. Yapılan incelemeler sonucunda bir vergi ziyaı oluşmuşsa ve meydana gelen vergi ziyaı ile YMM’nin yaptığı işlem arasındaki ilişki inceleme raporuyla net bir şekilde ortaya konulmuşsa ilgili YMM’ye bazı yaptırımlar öngörülmelidir.

Burada cezayı yine “YMM’lik Hizmetlerini Düzenleme Kurulu” verecektir. Bu cezalar, uğratılan vergi ziyaı veya haksız alınan iade tutarına göre, uyarma, kınama, YMM’lik ruhsatının geçici veya sürekli olarak geri alınması şeklinde dereceledirmeye tabi tutulacak yaptırımlar olabilecektir. Örneğin tam tasdik yapan bir mükellef beyan ettiği matrah kadar vergi ziyaına yol açmışsa tasdik işlemini yapan YMM’nin YMM’lik yapma izni geçici olarak kaldırılabilir. YMM’nin 1.000.000 YTL. üzerinde haksız iade alınmasına yol açması durumunda YMM’lik yapma izni sürekli olarak kaldırılıp meslekten ömür boyu ihraç edilebilir. Bu derecelendirme vergi ziyaı durumları için ayrı ayrı yapılabilir.

 

2-YMM’lerin Müteselsil Sorumluluklarının Genişletilmesi

 

3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 12’nci maddesinin dördüncü fıkrasında, yeminli mali müşavirlerin yaptıkları tasdikin doğruluğundan sorumlu olacakları, yaptıkları tasdikin doğru olmaması halinde, tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarına hükmedilmiştir.

YMM’lerin müteselsil sorumlulukları nedeniyle takip edilmelerine rağmen amme alacağının bir kısmı veya tamamının tahsil edilememesi halinde YMM’nin birinci derecede akrabaları (ana, baba, çocuklar) ile eşinin de malvarlığına başvurulmalıdır. Böylece müteselsil sorumluluk daha caydırıcı hale getirilmiş olur. Ancak bu uygulamaya geçilmeden önce YMM’lerin sorumluluklarının ne zaman meydana geleceği somut şekilde belirlenmeli ve YMM’ler için önceki bölümlerde yazdığımız önerilerin yasal düzenlemelerde yer almasının sağlanması gerekir.

 

 

 

 

 

V-SONUÇ

 

YMM’lere havuz sistemiyle iş verilmesi, YMM’ lerin sınava tabi tutulmaları ve YMM’lere yönelik yaptırımların artırılmasıyla, YMM’ler adeta kamu adına denetleme yapan bir birim haline geleceklerdir. Zira ücretlerini kamudan alan ve haklarında ağır yaptırımlar öngörülen YMM’ler kamunun hakkını korumak için daha istekli olacaklardır. Buradan mükellefin hakkının gasp edileceği anlamı çıkmamalıdır. Zira mükellef de tasdikin her aşamasında YMM ile müzakere edecek ve hakkını koruyacaktır. YMM’lerin kamu adına denetim yapmalarında her hangi bir engel yoktur. Daha önce işaret edilen Anayasa Mahkemesi kararı tasdik işlemini kamusal hizmet ve YMM’leri de “kamu görevlisi” saymıştır.

Bu makalemizde saydığımız öneriler yerine getirildiğinde YMM’lik mesleğinin daha saygın bir konuma geleceğini düşünmekteyiz. Ayrıca bu önerilerle YMM’ler daha sağlıklı bir denetim yapacaklar, yaptıkları denetim bir nevi ön vergi incelemesi olabilecektir. Bu durumda kamu adına inceleme yapan denetim elemanı sayısı artmış olacaktır. Ülkemizde inceleme oranlarının düşük olduğu sürekli söylenmektedir. YMM’lerin önceki bölümlerde açıkladığımız şekilde denetim yapmaları ülkemizde yapılan denetimleri artırmış olacak ve bu da ülkemizdeki kayıtdışı ekonominin kayıtlı ekonomiye oranının azda olsa düşmesini sağlayacaktır.

 

Burhan GÜNDOĞDU

Hesap Uzmanı

 

 

 

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  1. 1.GÜNDOĞDU Burhan, “Yeminli Mali Müşavirlerin Müteselsil sorumlulukları, Vergi Dünyası, sayı 274 ( Haziran 2004), s.138-145
  1. 2.GÜLERMAN Adnan, Yeminli Mali Müşavirlerle İlgili Danıştay Kararları Genelgeler, Özelgeler ve Bazı Makaleler, İzmir: İzmir YMM Odası Yayınları, 2003
  1. 3.ÖZYÜREK Mustafa, YMM’lerin Tsadikden Doğan Sorumlulukları-Panel, Ankara: Ankara YMM Odası Yayını, Mayıs 2004, s.19-24
  1. 4.VURAL Mahmut, KDV iade Rehberi, İstanbul: HUD Yayınları, 2004
  1. 5.YILMAZ, Hasibe Gül, Yeminli Mali Müşavirlerin Müşterek ve Müteselsil Sorumlulukları ile Buna İlişkin Uygulamaların Temel İnsan Hakları Avrupa Birliği Hukuku ve Borçlar Hukuku Yönünden Değerlendirilmesi, Ankara: Ankara YMM Odası Yayını, 2004

 



* Vergi Dünyası Dergisi’nin Ekim 2005 sayısında yayınlanmıştır.

[1] Hasibe Gül YILMAZ, “Yeminli Müşavirlerin Müşterek ve Müteselsil Sorumlulukları ile Buna İlişkin Uygulamaların, Temel İnsan Hakları, Avrupa Birliği Hukuku, Anayasa Hukuku ve Borçlar Hukuku Yönünden Değerlendirilmesi”, Ankara YMM Odası Yayını, Ankara 2004

[2] Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Burhan GÜNDOĞDU, “Yeminli Mali Müşavirlerin Müteselsil Sorumlulukları” Vergi Dünyası, sayı 274 (Haziran 2004), s. 138-145

[3] Mustafa ÖZYÜREK, YMM’lerin Tasdikden Doğan Sorumlulukları-Panel, Ankara: Ankara YMM Odası Yayıını, Mayıs 2004, s.23

Copyright 2011 YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLİK MESLEĞİNE İLİŞKİN ÖNERİLER. All Rights Reserved.
Joomla 1.7 templates by hostgator coupon